1. Derece Yakını Olmadığı İçin İdil Eser’in Hapishanede Görüş Hakkı Yok

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Direktörü İdil Eser, hayatta olan birinci dereceden bir yakını olmadığı için cezaevinde ziyaretçilerle görüşemiyor.

 

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Direktörü İdil Eser, hayatta olan birinci dereceden bir akrabası olmadığı için cezaevinde ziyaretçilerle görüşemiyor.

OHAL kapsamında çıkarılan 667 nolu KHK ile, Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlamalardan tutuklu bulunanların cezaevinde sadece birinci dereceden yakınlarıyla ve haftada bir kez avukatlarıyla görüşebileceği kuralı getirilmişti.

İdil Eser’in avukatı Erdal Doğan, “İdil Eser’in anne ve babası hayatta değil, kardeşi yok, evli değil ve çocuğu yok. OHAL hukukuna göre, kimse onu ziyarete gidemiyor. Haliyle bu OHAL hukukuna göre ziyaretçisiz. Bu doğrudan insan hakkı hukukun en ağır derecede ihlalidir” dedi.

Eser’in yakın arkadaşlarının görüş hakkı için savcılığa başvuruda bulunacağını belirten avukat Doğan, Eser’in sağlık sorunlarının da olduğunu ve tutukluluğa itiraz ederken konuya ilişkin laboratuvar sonuçları ve doktor raporlarını da sunduklarını belirtti.

“İnfaz içinde infaz”

Avukat Doğan şöyle konuştu:

“OHAL’de, tutukluların birinci derece yakınlarıyla haftada bir kapalı, iki ayda bir açık görüş hakları var. Görüşe gelen bu yakınlarıyla iki haftada bir de telefon izinleri var. Bunu yanısıra avukat görüşü sınırlandırması da var. Haftada bir kere, sadece bir saat avukatıyla görüşebilecek.

“Eskiden, normal hallerde tutuklu görüşmek istediği isimleri verirdi, o isimler ziyarete gelebilirdi. Ama OHAL’de çıkartılan KHK’larla, terörle mücadele soruşturmalarına konu olan kişilere görüş kısıtlaması getirildi.

“Biliyorsunuz, bu hak savunucuları hakkında da adeta ‘kokteyl bir örgüt’ tarzında bir suçlamalar silsilesi var.

“Tabii ki kitap, yiyecek gibi ihtiyaçları olacak. Bunları da birinci derece yakını olmadığı için avukatı üzerinden sağlamaya çalışacak.

“Bu hafta en azından yakın arkadaşlarının ziyaret edebilmesi için ilgili savcılık makamına başvuruda bulunacağız.

“Aslında bu doğrudan insan hakkı hukukun en ağır derecede ihlalidir. Avukat görüşlerinin sınırlandırılması, kamera kaydıyla kayıt altına alınması, birinci derece yakını olmayanların görüştürülmemesi gibi uygulamalar bir anlamda hücre hapsi gibi bir şey. Ki dosya henüz soruşturma aşamasında. İnfaz içinde infaz diyebileceğimiz bir durum.”

“Sağlık sorunları var, raporları sunduk”

Avukat Doğan, İdil Eser’in sağlık sorunları da yaşadığını belirtti:

“Bir başka husus da sağlık durumu. Tutuklamaya itirazımızı yaparken doktor raporlarını sunduk. Birçok rahatsızlığı var ve operasyon geçirmesi gereken rahatsızlıkları var. Cezaevi, bu sağlık durumunu kaldıracak bir ortam değil.

“Tutuklanmaya sevk edildiğinde İdil Eser hastalıklarından özellikle bahsetme gereği duymadı çünkü ortada suç konusu olabilecek bir delil ve suç olmadığı için serbest kalacağını düşünüyorduk. Bir de gözaltı koşullarında rahatsızlanan arkadaşlar oldu, İdil Eser de bunun yanında kendi hastalıklarından bahsetme gereği duymadı, diye düşünüyoruz. Ama tutuklama kararı çıktıktan sonra raporlarını mahkemeye sunduk.”

Ne olmuştu?

İstanbul Büyükada’da “insan hakları savunucularının korunması dijital güvenliği” konulu bir atölye çalışması için bir otelde biraraya gelen 10 insan hakları savunucusu, 5 Temmuz’da otele düzenlene polis baskınıyla gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınanlardan 30 saat boyunca haber alınamamıştı. Hak savunucularıyla ilgili gözaltı kararının da gözaltına alınmalarından tam beş saat sonra verildiği ortaya çıkmıştı.

10 kişi hakkında yedi gün gözaltı kararı verilmiş, bu süre daha sonra 14 güne uzatılmıştı.

10 hak savunucusu 17 Temmuz’da adliyeye götürülmüş, savcı “Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” (TCK 220/6), “silahlı terör örgütüne üyelik” (314/2 ve 314/3) suçlamalarıyla tutuklanmalarını talep etmişti.

18 Temmuz’da İnsan hakları savunucuları İdil Eser (Uluslararası Af Örgütü Türkiye Direktörü), Özlem Dalkıran (Helsinki Yurttaşlık Derneği), Günal Kurşun (İnsan Hakları Gündemi Derneği), Veli Acu (İnsan Hakları Gündemi Derneği), Ali Garawi (İsveç vatandaşı insan hakları eğitimcisi), Peter Steudtner (Almanya vatandaşı insan hakları eğitimcisi) tutuklandı.

İlknur Üstün (Kadın Koalisyonu), Nalan Erkem (Helsinki Yurttaşlık Derneği), Nejat Taştan (Eşit Haklar İzleme Derneği), Şeyhmus Özbekli (Hak İnisiyatifi) yurtdışına çıkış yasağı ve haftada üç gün adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

21 Temmuz’da savcı, dört hak savunucusunun serbest bırakılmasına itiraz etti ve haklarında yakalama kararı çıkartıldı. Evlerinden gözaltına alınan Üstün ve Erkem 23 Temmuz’da tutuklandı.

25 Temmuz’da Nejat Taştan ve Şeyhmus Özbekli haftada iki gün adli kontrol şartıyla ve yurtdışına çıkma yasağıyla serbest bırakıldı.

(ÇT)

Haberin orjinali için bakınız:

bianet

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: