Trans kadın mahpuslar: “Tek suçumuz özgür yaşamak!”

Güncelleme Tarihi 01.08.2017

Trans kadın mahpuslar neler yaşıyor? Adalete erişimden cinsiyet kimliğinin reddine cezaevlerinde neler oluyor? Pembe Hayat’tan Selin Berghan, Demhat Aksoy ve Av. Yalçın Koçak, trans kadın mahpuslara ilişkin raporlarını ve Dilek İnce Giysi Bankası’nı Onur Haftası’nda anlattı.

25. LGBTİ+ Onur Haftası’nın beşinci günü “Türkiye’de Trans Kadın Mahpuslar” oturumuyla başladı. Oturumda Pembe Hayat LGBTİ Dayanışma Derneği’nden Selin Berghan ve Demhat Aksoy konuştu. Oturumu Pembe Hayat’tan Av. Yalçın Koçak modere etti.

67 trans kadınla mektuplaşıldı

Berghan geçtiğimiz günler yayınlanan “Türkiye’de Trans Kadın Mahpuslar” raporunu sundu. Pembe Hayat’ın trans mahpuslarla iletişiminin derneğin Genel Başkanı Buse Kılıçkaya’nın tutuklanması ile güçlendiğini hatırlatan Berghan rapora dair şunları söyledi:

“Raporumuz, temelde Pembe Hayat’ın cezaevinde bulunan trans kadınlardan aldığı mektuplara dayanıyor. 2008 yılında yönetim kurulu başkanı Buse Kılıçkaya’nın cezaevine girmesiyle başlayan trans mahpuslarla dayanışma çalışmaları, 2014 yılında nefret cinayeti ile katledilen Dilek İnce adına açılan “Giysi Bankası” ile sistematik hale geldi.”

2008-2016 tarihleri arasında 67 trans kadınla yapılan mektuplaşmaların rapora dahil edildiğini hatırlatan Berghan, “Dilek İnce Giysi Bankası ile trans kadınlarla mektuplaşma sistematik hale geldi ve 2014-2016 yılları arasında 150 mektup cevaplandı” dedi.

“Trans kadınlar kimlikleri nedeniyle ‘suçlu’ görülüyor”

Ulusal ve uluslararası mevzuatları hatırlatan Berghan, raporda ortaya çıkan hak ihlallerini şöyle sıraladı:

“Trans kadın mahpusların adalete erişim sorunları ceza-adalet sistemine girmeden başlıyor. Trans kadınlar, trans kimlikleri nedeniyle “suçlu” görülüyor. Türkiye’de yasal olarak LGBTİ kimliklerine sahip olmak suç olmasa da, genel olarak LGBTİ bireylere özelde trans kadınlara karşı ayrımcılık hayatın her alanında elle tutulur bir somutluk taşıyor.

“Trans kadınlara karşı şiddet haklı görülürken, trans olma halinin kendisi cinayet davalarında bile ceza indirimine gerekçe olabiliyor. Trans kadınların fail olduğu davalarda ise süreç benzer davalara göre çok daha hızlı ilerliyor. Trans kadınların suçu, bu ülkede herkesinkinden daha hızlı kanıtlanıyor.”

Karakollarda kötü muamele

Berghan, dava sürecinden önce trans kadınların karakollarda polis tarafından kötü muamele görerek ikinci kez mağdur edildiğini vurgulayarak, “Sözlerinin ciddiye alınmaması, güvenlik güçleriyle ilgili şikayetlerinin sonuçsuz kalması, avukat tutamayanlar için atanan baro avukatlarının davalarda bulunmaması, hakimlerin ayrımcı tavırlarının hapis cezası kararını etkilemesi, cezaevi idaresine yapılan şikayet başvurularının sonuçsuz kalması adalete erişimde yaşadıkları sorunlar olarak sıralanabilir” dedi.

Cinsiyet kimliğinin reddi

Trans mahpusların adalete erişimin yanı sıra cinsiyet kimliklerinin reddedilmesi dolayısıyla cezaevlerinde sorun yaşadıklarını belirten Berghan, cezaevlerinin ikili cinsiyet sistemine göre tasarlanmış yapılar olduğunu hatırlattı ve ekledi:

“Trans kadınlar nüfus cüzdanlarındaki renge göre, erkeklerin ihtiyaçlarına göre şekillendirilmiş erkek hapishanelerine yerleştirilir. Bu durum trans kadınlar için birçok hak ihlaline neden oluyor ve şiddete maruz kalma riskini arttırıyor. Erkek memurlar tarafından çıplak arama trans kadınlar söz konusu olduğunda kurala dönüşmüş oluyor.

“Erkek cezaevlerinde tutulan trans kadınların cımbız, ağda gibi ihtiyaçlarının karşılanmaması, erkek kıyafeti giymeye zorlanmaları ve ‘erkek gibi’ yaşamaya mecbur bırakılmaları, saçlarının kesilmesi yine cinsiyet kimliğinin reddi anlamına geliyor.

“Kendilerine ait paraları yoksa, dışarıdan başka birinden destek görmüyorlarsa ve güvenlik nedeniyle İş-Kur’un işlerinde çalıştırılmadıklarından, maddi açıdan çok zorluk çekmekte, temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz hale geliyorlar.”

“Adalet sistemindeki ayrımcılığa karşı eğitim ve düzenlemeler yapılmalı”

Berghan trans kadın mahpusların ‘güvenlik’ gerekçesiyle tecrit altında tutulduklarını bu sebeple bütün haklarından mahrum bırakıldığını vurgulayarak, “Bütün bunlar çok keyfi ve işkenceye varan uygulamalara dönüşüyor” ifadelerini kullandı.

Berghan, raporun sonuç bölümünde bütün bu ayrımcı uygulamalara karşı önerilerini sunduklarını söyledi. Bu önerilerin bazılarını şöyle sıraladı:

“Trans kadınların, hayatın her alanında yaşadıkları ayrımcı uygulamalar ve şiddetin önlenmesi ve transfobi ile mücadele etmek için öncelikli olarak cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ibarelerinin eşitlik ve ayrımcılık karşıtı yasalara eklenmesi gerekiyor.

“Adalet sistemindeki transfobi ve homofobi ile mücadele etmek için tüm personelin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği eşitliği konularında eğitilmeleri gerekiyor. Ayrıca bu temelde ayrımcılık yapan kamu personeli hakkında cezai işlem yapılması da ilgili yönetmeliklere eklenmelidir.

“Cezaevine yerleştirilirken uygulanan çıplak aramaya derhal son verilmesi gerekiyor.

“Tüm mahpuslar gibi, trans mahpuslar da cezaevlerine girişte sağlık kontrolünden geçmeli ve sağlık hizmetlerinden eşit olarak yararlanmalıdır.”

Haberin orjinali için bakınız:

STGM

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: